Köyden indim şehire, ama şehir benden inmiş
Herkes aynı telaş, aynı AVM’de kaybolmuş.
Cep telefonları yüzünden kimse kimseyi görmez,
Metrobüs durağında bile ruhum taşınmaz.
Vay ki vay! Ben bu hıza yetişemedim,
Düğmeleri unuttum, menüyü seçemedim.
Fişi Çekilmiş Radyo gibi kaldım ortada,
Ne cızırtı var, ne de anons! Kuru gürültü bu kafa!
Ne bir saz sesi, ne de bir güzel türkü çalar,
Bize sadece hızlı tüketilen hayatlar kalır!
Kahvedeki amca bile artık tavla atmaz olmuş,
Elinde bir tablet, ‘çift zar’ hilesini bulmuş.
Falcı teyze kredi kartına bakıyor, limiti soruyor,
Diyor ki; "Aşk kapıda değil, kargon yolda bence!"
Mahalle bakkalı iflas etmiş, drone getiriyor ekmeği,
Benim en büyük isyanım, çayın yanına sanal simit yemeyi!
Vay ki vay! Ben bu hıza yetişemedim,
Düğmeleri unuttum, menüyü seçemedim.
Fişi Çekilmiş Radyo gibi kaldım ortada,
Ne cızırtı var, ne de anons! Kuru gürültü bu kafa!
Ne bir saz sesi, ne de bir güzel türkü çalar,
Bize sadece hızlı tüketilen hayatlar kalır!
Herkes diyor ki, ‘Gelişmelisin!’ Gelişelim iyi güzel.
Ama ruhumda bir ‘Güncelleme Gerekli’ hatası var.
Modern olmak buysa, ben hala 70’lerde takılıyım.
Sıfır kilometre teknolojiye ben, eski kafalıyım
Bırakın beni! Ben ‘Shift’ tuşuna değil,
Komşunun kapı ziline basarım,
Vay ki vay! (Bırakın beni!)
Düğmeleri unuttum, menüyü seçemedim! (Seçemem!)
Fişi Çekilmiş Radyo gibi kaldım ortada! (Takmayın beni!)
Ne cızırtı var, ne de anons! Kuru gürültü bu kafa!
Ne bir saz sesi, ne de bir güzel türkü çalar,
Bize sadece hızlı tüketilen hayatlar kalır!
Alo? Alo? (Birisi duyuyor mu?)
Hattınız meşgul! (Tak tak!)
Kapı çalıyor... (O da ne?)
Bitti! (Gitar aniden kesilir, bir plaktan iğne sesi duyulur ve sessizlik)