Sen benden giderken, arkanda bıraktığın sadece bir kapı değildi.
Bir mühürdü o, yalnızlığın alnıma vurduğu.
Şimdi her sabah, o mühürle uyanıyor bu şehir;
Ve ben her adımda, eski bir yemin gibi eziliyorum.
Sana adanmış her mevsim, artık donmuş bir cam fanus,
İçinde ne nefes var, ne de geleceğe dair bir pusula.