Gece çökerken şehir,
Gökdelenlerin camlarında zincirlerin yansıması var.
Kimse duymuyor kendi çığlığını;
Gürültünün adı “medeniyet” artık.
Karanlık bir makine dönüyor içimizde,
Adına hayat diyoruz
Ama bizi öğüten her çarkına gönüllü koşuyoruz.
Köleliğin en kötüsü bilekten değil,
Ruhtan girer, bizdeki tam da o.
Her adımımızı borçlarla ölçüyorlar,
Her nefesimizi reklamlara göre ayarlıyorlar.
Ve biz,
Kendi prangalarımızı severek taşıyoruz.
Gölgelerin arasından bir ses fısıldıyor:
“Özgür olduğunu sanan insan,
en kolay güdülenendir.”
Bu, savaşın ortasında kaybolmuş bir adamın sözüydü;
Yüzünü hiç görmedik,
Ama sözleri hâlâ damarlarımızda yanıyor.
Şehir, metal bir mezar gibi daralıyor üzerimize.
Betonun altında kalmış çığlıklar
Kimse duymaz sanıyorlar,
Ama karanlık her şeyi hafızasında tutar.
Modern kölelik budur:
Uyandığını sanırsın,
Oysa sadece yeni bir rüyaya düşmüşsündür.
Kapat gözlerini,
Çünkü ışık bile artık bir yalan.
Modern kölelik budur:
Uyandığını sanırsın,
Oysa sadece yeni bir rüyaya düşmüşsündür.
Kapat gözlerini,
Çünkü ışık bile artık bir yalan.