[Verse 1]
Bir nöbetçi lamba, loş mutfak, çay köpürüyor
Saat üçü vurmuş, duvarlarda gölge sürünüyor
Eski bir beşik gıcırdıyor, içinde kimse yok
Kalın bir sessizlik, her nefeste biraz daha çök
Fotoğraflar sararmış, kadrajda gülüşler
Şimdi masa iki kişilik, tabaklar tek kişilik düşler
Yastığın yarısı boş, yorganın ucu katlı
“Dönersin” diye beklerken, takvim yaprağı patlı
Oğul mu gitti serseri, kızı mı aldı şehir
Numara çevrili yüz kere, “meşgul” yazar hep gelir
Bir anne kapıda çorapla, ayakları üşümüş
“Bir mesaj atsa yeter” der, içi lime lime bölünmüş
[Chorus]
Yalnız ve ses, bir başına geçen geceler
Titrek dua, çatlak dudakta isimler
Gözleri dolu, kimsesi kalmamış yürekler
Yan odalar boş, yankılanır eski neşeler
Yalnız ve ses, soba sönmüş, kül içinde
Radyoda eski şarkı, takılı tek cümlede
Gözü yaşlı anne, çökmüş omuz, paslı bilekler
“Dön evladım” der, duyar mısın, bu dilekler?
[Verse 2]
Baba koltukta suskun, televizyon açık ama bakmıyor
Kumanda elinde taş kesilmiş, sahne donup akmıyor
Çakmak taşında izmarit, kül tabağı dolmuş taşmış
Düğün videoları rafta, üstüne tozlar yağmış
Mahallede her kapı çalar, bunların zili suskun
Eskiden bayram sabahı, şimdi koku yok fırından
Komşu sorar “iyi misin?”, o “şükür” der, dalıp gider
Göz pınarında birikmiş yağmur, geceyle yarış eder
Bir mesaj kutusu boş, mavi tikler hiç yanmıyor
“Okundu” bile olsan der, gurur mu seni sanmıyor?
Sokak lambası titrer, içerde kalp sarsılır
Çünkü her geç kalan adımda bir ihtimal yırtılır
[Chorus]
Yalnız ve ses, bir başına geçen geceler
Titrek dua, çatlak dudakta isimler
Gözleri dolu, kimsesi kalmamış yürekler
Yan odalar boş, yankılanır eski neşeler
Yalnız ve ses, soba sönmüş, kül içinde
Radyoda eski şarkı, takılı tek cümlede
Gözü yaşlı anne, çökmüş omuz, paslı bilekler
“Dön evladım” der, duyar mısın, bu dilekler?
[Bridge]
(hey)
Belki bir arama, belki kısa bir satır
Yılların yükü iner, bir anda omuzdan düşer
Telefon titrer, bütün ev ayağa kalkar
Ama ekran yine sessiz, zil sesi içten patlar
[Chorus]
Yalnız ve ses, bir başına geçen geceler
Titrek dua, çatlak dudakta isimler
Gözleri dolu, kimsesi kalmamış yürekler
Yan odalar boş, yankılanır eski neşeler
Yalnız ve ses, sen uzaktayken erirler
Ceplerinde taş gibi sustuğun o cümleler
Bir ararsan “alo” diye açacak o eller
Geç olmadan dön, ıslak kalmasın o gözler