[Bölüm 1]
Yüzümde yılların derin hatları
Sırtımda dünyanın dilsiz yükü var
Kimse görmez içimdeki çatlakları
Dışımda bahar, içimde kar
Eğilmedim rüzgarın estiği yöne
Kırıldım da bir kez "ah" demedim
Diz çöküp sığınmadım sahte güne
Ben bu yolu kendim seçtim, dönmedim.
[(Nakarat)]
Bırak aksın zaman, geçsin gitsin
Yıkılmak dediğin bir anlık gurur
Varsın fırtına son sözünü söylesin
Bilirsin, ağaçlar ayakta ölür.
Gölgesinde bin bir yara saklayan
Mağrur bir dev gibi sessiz ve vakur
Veda vakti gelip kapıya vuran
Bilirsin, ağaçlar ayakta ölür.
[(Bölüm 2)]
Köklerim toprağa değil, onura bağlı
Dallarımda hüzün, yaprağım acı
Kimse sormasın neden gözlerim buğulu
Ben kendi kendimin hem kulu hem tacı.
Yere düşmek değil korkum, bilirsin
Toprağa karışmak doğanın dili
Yeter ki ruhum göğe dik gitsin
Kirletmeden o kutsal mendili.
[(Köprü)]
Ne bir feryat ne bir sitem dudakta
Gidişim de duruşum kadar sessiz
Yalnızca bir boşluk kalır sokakta
Ama dimdik, ama kimsesiz...
[(Nakarat)]
Bırak aksın zaman, geçsin gitsin
Yıkılmak dediğin bir anlık gurur
Varsın fırtına son sözünü söylesin
Bilirsin, ağaçlar ayakta ölür.
Gölgesinde bin bir yara saklayan
Mağrur bir dev gibi sessiz ve vakur
Veda vakti gelip kapıya vuran
Bilirsin, ağaçlar ayakta ölür.