Gözümde bir perde, sesi yok sabahın,
Yarım kalan bir nefes, taş gibi ağır.
Sözcükler yorulmuş, diller paslı,
Suskunluğun bile sesi var bu aralar.
Bir masanın kenarında, düşmüş bir nota,
Belki senden kalmış bir anı kokar.
Rüzgâr, camın önünde eski bir şarkı,
Sanki bizdik, şimdi kül gibi savrulur.
Ne sevdim, ne unuttum,
İkisi de aynı yara.
Ne kaldım, ne gittim,
İkisi de aynı ceza.
Bazen insan, kendine gömülür,
Sessizce yanar, kimse duymadan.
Bir kahve soğur, hikâyem uzar,
Bir şehir geçer, izim kalmaz.
Zamanı değil, gölgesi acıtır,
Bir an susarsın, o an anlarsın.
Bir tavan lambası gibi sarkıyor hatıralar,
Ne yanıyorum ne de sönüyorum tam.
Adını anmak bile eksiltiyor beni,
Ama susmak da çoğaltmıyor.
Bir perde iner, ışık soluklaşır,
Sahnede kimse kalmaz aslında.
Alkış da yok, final de yok,
Sadece biz…
Biraz eksik, biraz fazla.