Nakarat:
Mutfakta deprem var, tencere bana küstü,
Kepçeyle konuşuyom, bardak bile üstsüz!
Kahve yapayım dedim, köpüğü kaçtı gitti,
Ben mi deliyim yoksa, ev beni mi itti?
Birinci Kıta:
Sabah kalktım tost yaptım, tost bile bana bakmadı,
Ekmek kızarmamış diyor, sanki ben onu yakmadım!
Çaydanlık fısıldıyor: “Şeker atsana şeker!”
Ben de diyorum ki ona: “Sana ne kardeşim yeter!”
Nakarat:
Mutfakta deprem var, tencere bana küstü,
Kepçeyle konuşuyom, bardak bile üstsüz!
Kahve yapayım dedim, köpüğü kaçtı gitti,
Ben mi deliyim yoksa, ev beni mi itti?
İkinci Kıta:
Buzdolabı açılıyor, içinden ışık çıkıyor,
Sanki sahneye çıkmış da konser veriyor!
Meyve suyu dökülmüş, yerde Picasso tablosu,
Kediler bile gülüyor: “Abla nedir bu kimin tablosu?”
Köprü:
Bir yumurta kırayım dedim, tavaya kaçtı resmen,
Tava diyor ki: “Dokunma! Benim de kalbim var, yeter”
Ben diyorum: “Sakin ol dostum, ne bu sinir hâli?”
O da diyor: “Ben doydum, dünya hâli!”
Son Nakarat:
Mutfakta deprem var, tencere bana küstü,
Kepçeyle konuşuyom, bardak bile üstsüz!
Komşu zil çaldı az önce: “Bir ses geliyor içeriden…”
Dedim: “Kusura bakma abla, isyan çıkmış yemeklerden!”