Gecenin ortasında bir ses duydum,
Yıllardır sustuğum, unuttum sandığım.
Bir nefes gibi geçti adın dilimden,
Hacer dedim, içim yine yandı, ah yandı...
Bir fotoğraf gibi kaldın aklımda,
Ne zaman baksam yaş dolar gözümde.
Sen başka elde, ben başka omuzda,
Ama kalbim hep o eski gülüşünde...
(Nakarat)
Elleri kanda da olsa gelir bu adam,
Yeter ki bir “gel” de, yanına varam.
Ne yemin, ne günah, ne dünya durdurur,
Senin adınla yanar, söner bu canım, Hacer’im...
Hacer’im... ah Hacer’im...
Kırk yıl geçse de dönmez bu rüzgar,
Bir tek senin kokun kalmış duvarlarda.
Çocuklar büyür, mevsimler solar,
Ama ben hâlâ o günkü Ahmet’im sana...
(Ara / Köprü)
Bir gece ansızın gelsen kapıma,
“Ahmet” desen, diz çökerim yoluna.
Ne karım, ne dostum, ne dünya umurumda,
Bir tek sen varsın içimin yangınında...
(Nakarat tekrar)
Elleri kanda da olsa gelir bu adam,
Yeter ki bir “gel” de, yanına varam.
Ne yemin, ne günah, ne dünya durdurur,
Senin adınla yanar, söner bu canım, Hacer’im...
(Final duygusal bitiş)
Belki bir mezar taşında buluşuruz,
Belki bir rüyada kavuşuruz.
Ama bil ki Hacer,
Bu yürek seni son nefeste bile... unutmaz, unutamaz...