Doğduğumda belliydi yolumun sonu,
Bir lokma ekmek, bir ömür zoru.
Ne yaptıysam kaçamadım yazgımdan,
Kara yazı düşmüş alın yazıma.
Taş gibi sustu duvarlar, sokaklar,
Ne dost kaldı yanımda, ne de akrabalar.
Bir elimde hayal, ötekinde hüsran,
Bu ömür bana değil, başkasına yalan.
Kader denen cellat, affetmez kimseyi,
Sevdiğini alır, bırakır yüreği.
Ne hayal kalır, ne de bir umut,
Kapat perdeyi hayat, yeter bu son dokunuş.
Bir kadın vardı, gitti bahar gibi,
İçimde kurudu en yeşil dal gibi.
O da baktı yüzüme, dedi “kısmet buymuş,”
Meğer sevda bile korkarmış kaderin oyunundan.
Aynalara bakamıyorum artık ben,
Gözlerimde kırık dökük geçmişten izler.
Her çizik bir yemin, her yara bir söz,
Kendime bile küsmüşüm, anlayan yok.
Kader denen cellat, affetmez kimseyi,
Sevdiğini alır, bırakır yüreği.
Ne hayal kalır, ne de bir umut,
Kapat perdeyi hayat, yeter bu son dokunuş.
Ben artık yokum, bu masalda yerim yok,
Kaderle savaşta, bir kurban daha çok.
İsyan etsem ne olur, susmam neye yarar?
Bu hayat dedikleri, sadece bir yalan…