Yüzümde çizgiler, yılların imzası,
Aynaya bakamam, tanımam aynadaki yaslıyı.
Bir sokak lambası gibi tek başına yanarım,
Kime anlatsam, kim anlar ki bu yarayı?
Çocukken bile gülmeyi unuttum,
Büyüdükçe içimde başka bir ben kuruttum.
Her dost yarım kaldı, her sevda zehir,
Gönlüm yıkık bir han, kapısı hep açık bir şehir.
Dert benimle doğmuş, ben onunla yaşarım,
Geceleri sarhoş, gündüzleri susarım.
Hayat ne verdiyse, iki katını aldı,
Ben güleceksem bile, o bile yarım kaldı…
Dert benimle doğmuş, ben onunla yaşarım…
Çay soğur masada, ben ısınamam,
Bir umut desem, ne yapsam tutamam.
Kader diz çöktürür, alışırsın sanırsın,
Ama her seferinde yeniden kanarsın.
Birini sevmiştim, o da gitti sessizce,
Anladım ki bu dünyada yok benim eşimce.
Sustuklarım çoğaldı, ben azaldım,
Hayat bir roman değil, ben sonunda yandım.
Dert benimle doğmuş, ben onunla yaşarım,
Geceleri sarhoş, gündüzleri susarım.
Hayat ne verdiyse, iki katını aldı,
Ben güleceksem bile, o bile yarım kaldı…
Dert benimle doğmuş, ben onunla yaşarım…
Artık kimseyi suçlamam, bitti bahaneler,
İçimde bir mezarlık var, gömülü hayaller.
Bu kalp ne yangınlar gördü, ne seller,
Bir ben bilirim, bir de geceler.
Adımı soran olursa rüzgâra sor,
Bir ömür savruldum, durmadan oradan oraya.
Son nefesimde bile yalnız kalırsam,
Bilin ki ben çoktan vedalaştım hayata.
Dert benimle doğmuş, ben onunla yaşarım,
Geceleri sarhoş, gündüzleri susarım...
Hayat ne verdiyse, iki katını aldı…
Ben güleceksem bile… o bile yarım kaldı.
Dert benimle doğmuş… ben onunla… yaşarım…