---
(İki Yankı Tek Ses Olunca)
Ay gözesi sessizdi, taş titriyordu,
Bir gölge düştü denizin göğsüne.
Lira, adı yoktu o gün kendinde,
Ama su tanıdı, fısıldadı derinlikten:
“Gel, sesini bırak bana.”
> Kırık bir yankıydı düştüğü,
Zamanın eğildiği yerde.
Orman susmuştu, ağaç unutmuştu,
Ama su her şeyi kaydetmişti gizlice.
---
Sular açıldı içe doğru,
Derinlik bir evren doğurdu.
Orada Aris duruyordu —
Yüzünde rüzgârın bütün efsaneleri.
> O da eksikti,
O da unutkandı
Ama Lira’ya bakınca
İçinde hiç tanımadığı bir hatıra ağladı.
> Ve yankılar çatıştı birbirine
Sessizlik doğurdu aşkı.
Solenya sustu o an,
Çünkü iki ses birden fazla konuşamazdı aynı anda.
---
(> Nakarat)
“İki yankı tek ses olunca,
Deniz geçit olur zamana.
Bir adım suya, bir adım aşka,
*Gözlerinle değil, kalbinle bak da…
Solenya’yı duymaya başla.”
---
Sisdoğanlar yattı yere,
Kuruyürekler ağladı içten.
Ayna ruhlar çatladı tek tek,
Çünkü biri geçmişini,
Diğeri geleceğini sevmişti.
> Aris’in elleri titredi
Lira’nın adını ilk kez duyunca.
Bu sadece bir ses değildi,
Kayıp bir yankının
Evi buluşuydu.
---
Ama Solenya seçtirir her zaman:
Aşk mı, yankı mı?
Kalmak mı, geçmek mi?
Ve Lira baktı yıldızlara:
“Ben bir kapıydım, ama sen içeri girince ev oldum.”
> Ve Aris dedi ki:
“Ben geçidi arıyordum,
Meğer içimdeymiş geçilmesi gereken en derin yol.”
---
(> Nakarat (tekrar))
“İki yankı tek ses olunca,
Deniz geçit olur zamana.
Bir adım suya, bir adım aşka,
*Gözlerinle değil, kalbinle bak da…
Solenya’yı duymaya başla.”
---
Bir gün geçit kapanacak,
Zaman suya gömülecek.
Ama bu şarkı kalacak:
Yankısı her dalgada,
Her gölge taşında,
Ve her aşkta yeniden doğacak.
> Çünkü Solenya unutmaz,
Aşkı suya yazılanlar bile silse...
O kalır —
Yankılarda, rüyalarda,
Ve kalplerde ikinci bir ses olunca...