Her sabah uyanırım,
aynı gökyüzü, aynı yara,
dizlerimde bir ağırlık
kalbimde paramparça bir dua.
Ayrılığın yükü sırtımda
dağdan ağır,
gözlerimde puslu bir deniz
kıyısında yanan hatıralar.
Her gün bin defa ölürüm
sesim boğulur sessizliğe,
adını fısıldayan rüzgâr
bile kanar içimde.
Sırtımda kara saplı bir bıçak,
elim varmaz çekmeye
çünkü çeksem boşluğun
soğuk nefesi kalacak geriye.
Kırılmış bir zamanın içindeyim,
takvim yaprakları düşerken
ben eksiliyorum
sen büyüyorsun her satırımda.