Yeah...
Bu sokaklar beni tanır,
Her darbe bir ders, her yara bir anı...
Dinle!
Gecenin içinde yankı sesim,
Karanlık bile korkar gölgemden benim.
Yalnızım ama bu sessizlik hoş,
Düşman çok ama ben hep dimdik, boş!
Kırıldı kalbim, yüz kere belki,
Her seferinde düştüm, kalktım, delirdim belki.
Ama bu hayat bana acıyla öğretti,
Dost bildiğin bile sırtından iter seni.
Sustukça büyüdü içimde fırtına,
Kelimelerim barut, patlar satırda.
“Yıkılmam!” dedim, herkes güldü bana,
Ama şimdi ben ayaktayım, onlar toprakta.
Yıkılmam, duysan da sesimi uzaktan,
Bu kalp yanar ama dönmez asla arkadan.
Her yara, her çizik bana ders oldu,
Yalnız kaldım, evet ama kimseyi tutmadım kolumdan!
Yemin ettim, bir daha güvenmem kimseye,
Her masum yüzün altında var bir oyun yine.
Sözler yalan, kalpler taş,
Benim gibi biri düşse bile hep savaş.
Sokağın dili sert, ben alıştım buna,
Karanlıkta parlayan bi’ umut var hala.
Kalemim silah, kağıt cephem,
Gerçekleri yazdım, dinleyen anlar belki de.
Rüzgar gibi geçtim, izimi bulamadılar,
Adımı duydular ama yüzüme bakamadılar.
Bir gün döner dünya, hak yerini bulur,
Ben kaybettim sananlar, ben kazandım sonunda, dur!
Yıkılmam, duysan da sesimi uzaktan,
Bu kalp yanar ama dönmez asla arkadan.
Her yara, her çizik bana ders oldu,
Yalnız kaldım, evet ama kimseyi tutmadım kolumdan!
Zaman gelir, herkesin maskesi düşer,
O zaman anlarsın kim gerçekmiş, kim sahteymiş.
Ben sustum, kalem konuştu yerime,
Bu rap benim intikamım, kelimelerimle!
Küllerimden doğdum, ateşim sönmez,
Ne kadar denesen de, bu yürek ölmez.
Dün düştüm, bugün yeniden ben,
“Yıkılmam!” — bu benim son sözüm, net!