düşük öncelikli
düşkünlüklerimiz vardı,
düşsüzlüklerimize
denk düşen.
don biçerdi,
donatmaya donağını,
herkes kendi
gözüne göre.
göz göre göre,
göresimiz gelmezdi artık,
görselinden gördüklerimizi.
gördüklerimizi anlatmalıydık,
yorumsuz,
olduğu gibi,
yemin edip;
yediğimiz içtiğimiz üzerine.
üzerine rahat birşeyler giyip
gelecekti hayat,
sabrın sınavından
ikmale kalmamış olsaydık.