(Tempo: Hızlanır, öfkeli ve vurgulu)
İsmail! Defterin açılır bir gün, bil ki o gün!
Haram zıkkım her kuruş, boğazında bir düğüm.
Duvarlara kazınır, her yenen işçi hakkı,
Sen çaldıkça büyüyen, dipsiz bir kul hakkı.
Ne makam kalır ne de mal, hepsi çürür toprakta,
O yediğin lokmalar, ateş olur dudakta!
Verse 2
(Tempo: Biraz yavaşlar, daha çok hikaye anlatır gibi)
"Gecikti," dersin, "Veresiye," dersin, "Zarardayız."
Oysa yalılar, arabalar, senin keyfin âlâdayız.
Bir çocuğun rüyası, bir annenin ilacı çaldın,
Tırnağıyla kazıyanın geleceğini gasbettin.
Mühürledin kapıları, kestin o son umudu,
Senin o ince cüzdanın, binlerce kişinin umuduydu.
Kaç bayram geçti, eller boş, evin içi sessiz,
Senin yüzünden bu dram, bu açlık, bu çaresizlik.
Dönüp de bir kez baktın mı, o işçinin gözüne?
Orada ne bir saygı, ne de bir minnet var sana, yüzüne!
Nakarat
(Tempo: Hızlanır, öfkeli ve vurgulu)
İsmail! Defterin açılır bir gün, bil ki o gün!
Haram zıkkım her kuruş, boğazında bir düğüm.
Duvarlara kazınır, her yenen işçi hakkı,
Sen çaldıkça büyüyen, dipsiz bir kul hakkı.
Ne makam kalır ne de mal, hepsi çürür toprakta,
O yediğin lokmalar, ateş olur dudakta!
Bridge / Köprü
(Tempo: Çok ağır, felsefi ve tehditkâr)
Sanma ki bu dünya adaletlidir hep,
Ama unutma, ilahi bir hesap var, çok çetin ve net.
O incecik el, o dökülen ter,
Senin kasandaki her fazlalık, senden hesap ister.
İşçi yatar toprağa, rahat uyur vicdanı,
Ya sen İsmail? Sen nasıl kapatacaksın o kanayan yanı?
Bir nefes alırken bile, kul hakkı sızlar içeri,
Kaçış yok, bu yük seninle gider... Ebedi.
Nakarat
(Tempo: Son kez, en güçlü ve yüksek sesle)
İsmail! Defterin açılır bir gün, BİL Kİ O GÜN!
HARAM ZIKKIM HER KURUŞ, BOĞAZINDA BİR DÜĞÜM!Duvarlara kazınır, her yenen işçi hakkı,
Sen çaldıkça büyüyen, dipsiz bir kul hakkı.
Ne makam kalır ne de mal, hepsi çürür toprakta,
O yediğin lokmalar, ATEŞ OLUR DUDAKTA!