Aynadaki yabancı, her sabah aynı yüz,
Gözlerinde yorgunluk, dudaklarda sessiz hüzün.
İçimde bir yargıç var, kürsüsünden inmiyor,
Ne yapsam nafile, "Bu da eksik," diye inliyor.
Koştur dur, tırman dur, zirveye varsan ne yazar?
Alkışlar susunca, boşluk kalpte bir sızı azar.
"Sevilmeye layık mı?" diye sorar alçak bir fısıltı,
Kafamdaki gürültü, binlerce eleştiri kırıntısı.
Başarı maskesi takılı, sahne ışığı parlak,
Ama perde inince ben, en büyük düşmanımla kalakaldım.
O düşman benim yansımam, sürekli savaş halinde,
Bitmeyen bir döngüde, kendi aklımın zindanında.
(Nakarat)
Benimle savaşan benim, ringde tek rakibim ben,
Ne yapsam yetmiyor, bu fermanı kimden aldım, bilmem.
"Yetersizsin" diye yankılanır duvarlarımda ses,
Sevmeyi unuttum kendimi, kalbimde derin bir nefes.
Tüm yollar denendi, her başarı birer yama,
Bu bitmeyen dövüşten yoruldum, geldim çatıya.
Ne zaman huzur? Ne zaman bu savaş sona erer?
Kendimi sevmediğim sürece, hayat bana hep zarar.
(Verse 2)
Sürekli bir kanıtlama çabası, gereksiz bir ispat,
Her adım, her nefes, bir 'olma' mücadelesi, bir teçhizat.
Dışarıya sağlam duruş, içeriye deprem, sarsıntı,
Kimse bilmez o ruhun ne büyük bir acı çektiğini.
İnsanlar "Mükemmel!" dese de, içten içe "Yalan!" derim,
Çünkü kusur avcım devrede, en ufak hatayı dert ederim.
Bir iltifat gelse bile, hemen ardında bir şüphe,
"Acaba ne çıkarı var?" ya da "Gerçeği görse kaçar mı ki?"
Kendime acımak değil bu, sadece bir çığlık,
Tüm bu koşturmacanın altında ezilen bir kimlik.
Artık yoruldum bu yargıçtan, bu bitmeyen mahkemeden,
Bir kez olsun "Oldu bu iş," desin, çıksın bu bedenden.
(Nakarat)
Benimle savaşan benim, ringde tek rakibim ben,
Ne yapsam yetmiyor, bu fermanı kimden aldım, bilmem.
"Yetersizsin" diye yankılanır duvarlarımda ses,
Sevmeyi unuttum kendimi, kalbimde derin bir nefes.
Tüm yollar denendi, her başarı birer yama,
Bu bitmeyen dövüşten yoruldum, geldim çatıya.
Ne zaman huzur? Ne zaman bu savaş sona erer?
Kendimi sevmediğim sürece, hayat bana hep zarar.
(Bridge)
Belki de çözüm dışarıda değil, içeride bir yerde,
Kendi sesini kısmakta, o yargıcı susturmakta.
Bu zırhı çıkarmak gerek, bu sürekli savunma halini,
Kucaklamak o yetersiz hissi, o kırılgan halimi.
Çünkü herkes yaralı, herkes bir şeyler eksik taşır,
Ve sevgiyi hak etmek için, kusursuz olmaya gerek yok, canım.
(Outro)
Bu son vuruş olsun, bu son kavga, bu son ses,
Kendime fısıldıyorum: "Olduğun gibi mükemmel, pes et."
Yetersizlik bir his, gerçek değil, artık bunu biliyorum.
Başlıyor yavaşça, kendimi sevmeyi öğreniyorum...