Emmâre der: “Can ne ister, onu et,”
Hevesin peşinde koşar gece gündüz hep.
Dünya süslenir, göz gönlü aldatır,
Bu nefis insanı yoldan saptırır.
Levvâme olur, döner bakar kendine,
“Yanlış yaptım” der, vurur dizine.
Bir pişmanlık çöker gönül evine,
Tövbe düşer yavaş yavaş diline.
Mülhime’de bir ışık yanar içte,
Hakk’ın sesi duyulur sessiz gecede.
İyiyi kötüyü ayırır can,
Kalbe doğar ilham, parlar iman.
Mutmainne der: “Elhamdülillah,”
Fırtına dinsin, gönül bulur felah.
Ne gelirse gelsin razıdır hâle,
Huzur yerleşir yüreğin hâline.
Râdıye olmuş, kaderden hoşnut,
Ağlatan da güldüren de O’dur mutlak.
Şikâyet yoktur, gönül sessiz,
Baş eğmiştir, kalp tertemiz.
Mardıyye’ye varınca kul,
Allah razı olur o gönülden, o yoldan.
Sevgiyle bakar Yaradan,
“Kulum” der, işte en büyük ferman.
Kâmile’de benlik erir,
“Ben” diyen ses usulca silinir.
Kul olur insan, insan olur kul,
Hakk’la yaşar artık her bir yol.