Yana yakıla yazdım seni, kalemim dertle pas tuttu,
Her harfimde bir gözyaşı var, defterin bile uslandı, sustu.
Aşkı aradım semalarda, cevabı buldum bir yudum hüzünde,
Ve içime attığım her söz, zamanla çürüdü, küflendi özümde.
İçimle dertleştim dün gece, dilsiz bir şiirdi rüyam,
Ben sustukça büyüdü acım, konuşsam da duymazdın ki kelâm.
İkiyüzlü bir şehir bu, dostun maskesi düşer secdede,
Sadakat dedikleri, menfaatle el sıkışır perde perde.
"Ey aşk!" dedim bir vakit, "Sen misin benim hicranım?"
Cevap gelmedi gökten, ama toprağa düşen ben oldum nihayetinde tamamım.
Bir elini tuttum, diğerinle kalbimi söktün,
Ben Firdevs hayali kurarken, sen zakkumla gönlümü örttün.
Ney gibi inledim, Mevlâna misali döndüm boşlukta,
Nefsimle savaştım yıllarca, seninle değil, kendimle baş başa.
Ben aşkı seccade üstünde ararken,
Sen dünyevi bir tebessümle baktın, ömrümü mezara sararken.
Bir lokma huzur, bir yudum sadakatti niyetim,
Ama menzile varmadan çözüldü bileklerim, titredi niyetim.
Kırgınım hayata, ama kabullendim susarak,
Çünkü bazı acılar ne söze gelir ne de unutarak